geçenlerde ev arkadaşımla sinema muhabbeti yaptık ve sinemaya bakış açım değişti.
sanat filmiymiş, yol filmiymiş, yok efenim bağımsız sinemaymış falan bu tür sınıflandırmalardan pek hazzetmedim hiç bir zaman. ben filmleri iyi ya da kötü olarak sınıflandırıyorum. tabiki "iyilik" kavramı herkese göre farklı onu tartışmayalım ama bana göre iyi film dediğin; anlatılmak istenen heyecanı, hüznü, coşkuyu falan hissettirebiliyorsa o film iyidir .
bunların haricinde bi de çerez film dediğimiz filmler var. izlesen de olur izlemesen de.
zaten fragmanı izlediysen filmin sonunu anlarsın bu tarz filmlerde...
şimdi efenim benim ev arkadaşım bu çerez dediğimiz filmleri seviyor.
ben de sevdiğim filmlerden, harddiskimde olan bir kaçını "ufkunu genişletmek" adına tavsiye ettim arkadaşıma. izlemiş bi kaç tanesini ve genel fikri; tarantino'nun filmleri "abuk sabuk", eternal sunshine of the spotless mind bi boka benzemiyormuş, trainspoting anlamsızmış şeklinde olunca göt oldum kaldım. çünkü tarantinodan keyif almayan birinin olması bana saçma geliyor aq
ilk yorumum, adamın sinemadan bi bok anlamadığı olunca biraz da çuvaldızı kendime batırasım geldi. ben de lynch filmlerinden pek hoşlanmam ve adama hayran olunmasına anlam veremezdim taki dün geceye kadar. artık lynch hakkındaki görüşüm tamamen değişti. abi ben bu adamı anlayabilecek seviyede değilmişim meğersem.
daha önce lynch hakkında yazdıklarımdan ötürü tüm okurlarımızdan özür dilemeyi kendime bir borç bilirim hatta kendimi affettirmek için bira falan bile ısmarlayabilirim.