güzel şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzel şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2009 Perşembe

buralar sıcak

cehennem'den bildiriyorum:
buralar da çok sıcak, ki zaten bekren'le evlerimiz yakın, aynı sıcaklığı hissediyor olmalıyız.
hissediyor musun arakhna =)

o değil de benim şöyle bi teorim var:
bazı kimseler sıcağı çok hissetse ve rahatsız olsa dahi, bunu "öfh çok sıcaaak aq" gibi söylemlerle dile getirmiyor, kaderlerine razı olurmuş maskesi takıyorlar.
bence var ya, işte ben gibi, efenime söyleyeyim, bekren gibi falan, böyle dünya gözüyle sıcağı doya doya yaşayanlar ve bolcana yakınanlar, günahkâr ve isyankâr kimseler. bunlar şimdi bu dünyada "bakalım sıcağa ne kadar dayanabilecekler götler aosdljdj" şeklinde denemeye alınmış durumdalar. ancak şöyle bişey de var: çakallar var ki bu sıcaktan bir süre acemice yakındıktan sonra onu dindirme kurnazlığına gidecek, onlar da bence öteki tarafta şeytanla cehennemde iş birliği yapacak tipler ki şeytan onları kayırsın, fazla yakmasın, kazana köpürdeyen sabun toplarından atsın, işte ben diyeyim kokteyl siz deyin palmiye yaprakları, cibinlik (hastasıyım), tahtırevan ayarlasın falan...
ha bu sıcağı dindirme olayının da çeşitleri var, ufo vantilatör yoluna gidenler, karmaşık dalavereleri seven tipler olucaklardır, diplomasi çevirecekler şeytanın arkasından ama sonra nası bozuluyo vantilatör, yok elektrik olmayınca çalışmıyo, işte garanti belgesidir falan bi dolu işlem, nah şeytan da olayı keşfedince öyle arıza çıkarıcak.
yelpaze yoluna gidenler seksi tiplerdir muhtemelen, işte kartlarını açık oynayan, kıyak, saklicak bişeyi olmayan, ihtiraslı, ilkel, çünkü yelpaze gayet manuel bi alet, manuela ve hatta emmanuelle, yelpazeciler çok eğlenicek yani. dicekler "valla durum malum, senden istediğimiz belli, verebileceğimiz belli, gel anlaşalım".

budur yani.
yaşasın yelpaze.

çok yakında fotoğraf gelebilir bununla ilgili.

10 Haziran 2009 Çarşamba

pms bana bak!

gün bitmiyor! sanki saat 7 falan oldu gibi geliyo bana ama hala 4. sabah erken kalkınca gün bitmiyo kardeşim. yasaklicam erken kalkmayı. öğleden sonra olsun sınavlar. daha serin olur hem akşam üstü terlemeyiz. yada az terleriz ne biliym.

bide ne alakası var şimdi diceksin (okuyucuyla konuşur gibi yazmak) ama benim sınavlarım yarın bitiyo. 2 haftadır insanlıktan çıktım. kendime reset atmam lazım. bekrenlere gitmeye karar verdim ben. serci kardeşimle de doğru düzgün görüşemedik o da gelsin o sebepten. müjde sevdiğmiz bi yaşam formu o da olsun. tireks gelsede olur gelmesede ama o sakalı bi kessin. hatta nur da gelsin. sonra soran olursa zirve yaptuk deriz. bişi deriz heralde ne biliym. ha bi de bekren gelsin lan onu unutmayalım.

ben 3 4 gibi sizdeyim işte hocu...

6 Haziran 2009 Cumartesi

bütün güzel kızların tiyatroya gitmesi

var böyle bişey! hakkaten bak.

şöyle anlatayım:

geçenlerde bir baktım güneşli güzel bir hava. dedim ki madem dışarı çıkayım hem hava almış olurum hemde 2 karı kız görrüm keyfim yerine gelir. hemen kaptım ceketimi şapkamı doldurdum pipomu attım kendimi sokağa.
fakat epey bir mesafe yürümüş olmama rağmen sokakta gördüğüm 3 bayandan 2 si başörtülü (kimi yörelerde sıkma baş olarak bilinir) diğeri de evladım olsa öpmeye yanaşmayacağım kimselerdi. bu işte bir gariplik vardı! yıllar yılı burada yaşarım kadıköy ün böyle olduğunu bir defa görmüş değilim! fakat beni bilen bilir vazgeçmek nedir bilmem. yılmadım devam ettim. sonunda ayaklarım beni haldun taner(haldun dormen?) in önüne getirdi. uzaktan kuru kalabalık gibi gördüğüm hepsi saptır diye dikkate almadığım topluluk %83 oranında kızlardan oluşuyordu!
hemde hepsi taş gibi, "oluruem" tabir edilen bayanlardı.

eh dedim it gibi sokaklarda sürteceğime bari gideyim oyunu izleyeyim(evet tiyatroda oyun izleniyo. nasıl sinemaya gittiğimizde sinema izledim diyemiyosak tiyatroda da tiyatro izledim demiyoruz. oyun diyoruz. hem entel bi hava katıyo hemde işten çakıyomuşuz gibi oluyo)

sonraki günlerde bunu aziz dostum bekir beye anlattığımda klasik tepkisi olan "haydiii!" den sonra "sen şimdi tiyatroya mı gittin?" diye sordu. "haydiii" biraz yersiz kaçsa da yüzüne vurmadım ve viskimden bir yudum alarak cevapladım:
"gittim tabi yarraam!..."

4 Haziran 2009 Perşembe

yaz sıcağı

karınca yumurtası yağı ne garip bişey nan.

o değil de papağanım, tırnaklarımda oje yokken ellerimi kafese yakınlaştırdığımda öteki uca doğru götüm götüm ilerlerdi tünekte, şimdi parliament mavisi oje var, bişey zannedip geliyo gagayı uzatıyo falan... ne sanıyosa artık. hayır lolipop gibilerdir biliyoruz ama (h).

bi de arakhnacım senin dinin iyi güzel, bence teolojik çatışmayı bırakın arkadaşlar, saygı gösterin. yani götünüze jop yemeden önce.
bi de bence poly-deizm en güzeli. yannız bunu bi bira masasında ciddi ciddi tartışmak isterim bilgin olsun bekir.
çok ciddiyim, yeni bi teolojik fikirler geliyo aklıma bu aralar.

3 Haziran 2009 Çarşamba

yaz ve kiraz dalları

o değil de, şimdi erkekler beyaz pantolon giyiyolar tamam ama hadi biz dişiler string giyiyoruz, onlar napıyo? mecbur muyum ben beyaz pamuklu külot izlerini ya da gri-lacivert baksırlarını görmeye?
erkekler de string giysin.
hayır bu bir gaysel hareket deil, sadece estetik kirliliğini önleme çabası.

ayrıca bütün kızlar neden uzun etek giyiyo? nereye kayboldu caaanım miniler?
bi de erkekler sandalet ve flip flop giymesin, giyceklerse de oje sürsün.

21 Mayıs 2009 Perşembe