ah gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ah gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2009 Salı

doğru olan şeyin saçma olması

ortak "doğru" kavramı olmadığı için doğruluk ya da iyilik görecelidir.
o yüzden doğru olan şeyin saçma olması diye söylenmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum
benim bazı konularda doğruluk kavramım gayet esnektir.
bazılarına göre evli bi kadınla takılmak yanlıştır ama bence very nicetır...
yolda para bulsam ayakkabımı bağlıyormuş gibi yapıp cebe atarım hemen....
arkadan 16 yaşında, önden 45 görünen teyzelerin yanından geçerken "aaa yaşlışmış lan bu" derken kendimi hiç kötü hissetmedim...
otobüste vapurda falan yanımda gazete okuyan varsa fütürsuzca dikizlerim...
rüzgarlı günlerde etekli hatun görürsem "acaba?" diye gözlerimi belertirim...
yolda gebeş bi arkadaşımı görürsem, utanmadan görmezden gelirim...
denizden dönerken ayaklarım kumlu kumlu eve girerim...
futboldan anlamasam da futbol muhabbeti yapıp biliyomuş gibi görünmeye çalışırım...
kantinde beni kesen hatun varsa kahveyi sade içerim...
otobüste kimseye yer vermemek için uyuyomuş taklidi yaparım...
siz bunlara "aman çogayıb" diyebilirsiniz ama bana göre gayet normal şeyler bunlar

demem o ki sayın müjde neye göre doğru neye göre saçma?

7 Haziran 2009 Pazar

chain sling

nuriciğim kafesin kapağını gagasıyla kendi açmaya çalışmak suretiyle alnındaki 5-6 tüyden yoksun kaldı, mal.

geçen otobüse bindim, 6 tane türbanlı türbansız yaşları 45 ile 55-60 arası değişen 6 teyze, orta kapı arkasındaki 3 sıra 2'li koltuğu işgal etmiş, ellerinde poşetler, belli ki ya alışverişe çıkmışlar ya da günden dönüyorlar. o saatte günden dönüyorlardır gerçi, akşam üzeriydi.
işte beşiktaş'ta o şampiyon kokoreç'in oradayız, (ben hayatımda hiç koko yemedim bu arada, muhtemelen de hiç yemicem, "aa, ıı, cahil" diyeni öperim.) bindim, bu teyzeler dışarıdaki bi gençten konuşuyolar: "ayy şuna bak, o ne biçim pantolon, yani şalvar giy daha iyi, ne oluyor bu kadar açınca...( belli ki tipin sağlam bi düşük bellisi var)" ve diğeri de beni benden alan o klişe bombayı patlatıyor: "YANİ ŞU GENÇLER DE..."
zamane gençleri diye tamamlamak istiyorum.
dışarıdaki tiplere o kadar takılmışlar ki yanlarından ben geçerken beni fark etmediler, etselerdi muhtemelen dudağımın dedikodusunu yaparlardı.
ah şu teyzeler...
tek söylemek istediğim bişey var: bi cem yılmaz tonlamasıyla, SANA NEEEĞĞ? SANA NEEEĞ??

etkinleşelim

arkadaşlar aranızda röyksopp sevmeyen var mı?
peki aranızda röyksopp sevmeyeniniz var mı?
sevenler sevmeyenlere sevdirsin diye Efes One Love organizatörleri bu sene bu adamları getirtmiş. 20-21 haziran'dan hangisinde çıkıyolar tam hatırlamıyorum - balık hafızalı olduğum için az önce kapattığım biletix sekmesindeki yazıları hatırlamıyorum evet, evet elif kardeşimizin dediği gibi alzaymırlıyım evet, evet. - öğrenci 28 lira ya, gelen olcaksa ben de giderim. bütünlemeye kalmam umarım tanrım seni seviyorum sana sığınıyorum daha ne yapayım?!!='=^!'))^!'=^!(%/!12453643

@arakhna:
madde 1. turkcell kuruçeşme'de duman var, onun da tarihine bakmadım, yani göz ucuyla baktım ama hatırlamıyorum, ona beleş giriş sağlayabiliyo musun? placebo'ya sağlayabiliyo musun taa ileri tarihte?
madde 2. linkin park biletleri tükenmiş =(((88
madde gaz. gaz olduğu için bi cimcik katı beynimden - ki artık finallerden sıvılaştı - buharlaşıp gitti.
son madde: burası pms komünüdür, liberaldir, libertinedir, bilgilidir, zekâdır, küptür, bireycidir, kapitalisttir. tüm bu 4 maddeyi eleştirenin annesinin ve bilumum akrabasının varlığını, damarlarındaki asil kanla birlikte david lynch'e armağan eder.

6 Haziran 2009 Cumartesi

4 Haziran 2009 Perşembe

yaz sıcağı

karınca yumurtası yağı ne garip bişey nan.

o değil de papağanım, tırnaklarımda oje yokken ellerimi kafese yakınlaştırdığımda öteki uca doğru götüm götüm ilerlerdi tünekte, şimdi parliament mavisi oje var, bişey zannedip geliyo gagayı uzatıyo falan... ne sanıyosa artık. hayır lolipop gibilerdir biliyoruz ama (h).

bi de arakhnacım senin dinin iyi güzel, bence teolojik çatışmayı bırakın arkadaşlar, saygı gösterin. yani götünüze jop yemeden önce.
bi de bence poly-deizm en güzeli. yannız bunu bi bira masasında ciddi ciddi tartışmak isterim bilgin olsun bekir.
çok ciddiyim, yeni bi teolojik fikirler geliyo aklıma bu aralar.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Nur ile Yeşil



Hayatımda Yeşil'in hep bir önemi olmuştur.
Yeşil'i büyük harfle yazıyorum diye özel isim sanmayın onu,
yahut Almancadan kalma bir alışkanlığım olduğunu...

Yeşil, özelin ta kendi,
hayatımın anlamlı bir virgülü,
bir üç noktası,
bütün bir günü...

Babamın gözleri yeşildir mesela,
tek aşkımın.
Geçen sene peşinden koştuğum çocuğunkiler de öyleydi,
sanki şimdi öyle değillermiş gibi.
Öyleler, hâlâ yeşiller,
ama bana değiller.

Hayatımda kullandığım tek saç tacımın,
bildiğimiz taç,
rengi de yeşildir misal,
evet genelde kızların aynı tokadan 1023219381923213 renkte versiyonuna sahip olma içgüdüsü,
ben de başarısız olmuş.

Tek bi tane var bende.
Tek bi Yeşil.

Sonra bi gün bi çocuk,
aylar sonraki buluşmamızda,
bir yeşil elma verdi bana,
sarılı gümüşi folyoya.
Sanki gümüşi olmayan folyo varmış gibi,
yok, hâlâ yeşildir folyolar, alüminyumdan kalma,
ama,
bu elma göremez gümüşi günü bir daha.

Ferhat gibi delerken bütün bir haftayı,
doldurdu 7 günümü Ramada Otel'in resepsiyonu.
Tam bir adım attım, gördüm o cam fanusu.
"Görgüsüzler!" dedim içimden,
"Zalimler!" diye kıvranırken,
koymuşlardı resepsiyon bankosunun üzerine o fanusu,
o ki,
içi kocaman kocaman yeşil elmalarla doluydu...

Sonra başka bi çocukla tanışıp bi gün,
takaslara girmişim boyumdan büyük.
Müzikten, sarı asitli bardaklardan sunmuşlar bana,
açmışım cebimi, sunmak üzere bir Yeşil Elma.

Şimdi gidenin arkasından ağlarım,
"hatırlamıyorum" diye - haklı olarak ya da değil,
inler, zırlarım.
tek dostum olacak gibi duruyor pişmanlığım.
sırıtıyorken Peyote'nin spotları.

O Yeşil Elma'nın anısı çok büyüktü bende ey ahali,
veda busesi gibi,
kondurduğum cebime,
anı defterime,
o değil de,
anı defteri de ne?
ne arar ki benim cebimde?!

Ve geçenlerde doldurdu miladını anı'm,
onu bana ilk veren çocuk,
bir sene olmuştu gideli, boştu satırlarım.
miladını başka bir yerde daha doldurdu Yeşil'im,
bir cumartesi sabahı, kim bilir neresinde hangi dişinin,
kaytan bıyıklarında Arakhna'nın...
Şimdi tek avuntum, yeşil yastığım,
rüyalarımdan korkarken sarılıp uyuduğum,
tütün kokulu, yeşil'in tazeliğini bastıran,
bak,
az önceki de yeşildi,
yediğim antepfıstıklı dondurmam.

Veda etmeden önce ahalim sana,
davet etmek istiyorum,
artık haber alamadığım o biricik Anı'mı satırlara.

Huzurlarınızda aziz ilan etmek isterim,
buyrun,
St. Yeşil Elma,
karşınızda...

27 Mayıs 2009 Çarşamba

mola!

uzun zaman olmuştu tabii,
oku oku nereye kadar,
dedim ben de bir el atiim,
olmasın biri salt okur biri yazar.

verdim kuvveti bileğe,
düştü alın terim klavyeye.
bir ben gördüm ekranda,
"aman" dedim, imla hatam affola.

neyleyim yazmazlarsa yorum,
neyleyim, mlarına korum.
tükendi bilumum sorum,
ağlarken bağrımda bir sen ki yorgun.

"nur, nur" diye inledi ruhun,
yaklaşmış mıdır kara ecelin,
"kara ecel ne demek?" diye soranın...
anasına selam yollar kefenin.



nur

22 Mayıs 2009 Cuma

ln (çok muhabbet) ' in tez ayrılığa gitmesi gerekliliği

Saygıdeğer Romalılar,
Serkan abiyle bi süre görüşmeme kararı aldık. umarım hepimiz için hayırlısı olur sonuçta biliyorsunuz (şağ işaret parmağımı alnıma sürerek) alnımızda ne yazıldıysa o canlar.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Eğer tanrıyı gülümsetmek istiyorsan o'na planlarından bahset.

Siktiniz güzelim filmi. Alejandro gonzales pişman olmuştur filmi Türkiye'de oynattırdığı için... Üzücü.