15 Kasım 2009 Pazar
tütünü bilir misin ?
kız sacı demiş zeybekler
su içmez her damardan
yerini kolaybeğenmez
üşür naz eder darılır
iki parmakarasında kıyılmış
bir parcası var kalbimin
incecik ak kağıtlara sarılır
dar vakit yanarda verir kendini
dostun susan dudağına
sokaklardan kıyıların gök mavisinden
ekmegindencan evinden ayrı düşmeye
yani butun hasretlerin kahrına
ve zehrine çaresiz kalmaların
ilk nefesi hızır gibi yetişir
aydın da sarılan sigaranın
kız sacı demiş zeybekler
su içmez her damardan
yerini kolaybeğenmez
üşür naz eder darılır
iki parmakarasında kıyılmış
bir parcası var kalbimin
incecik ak kağıtlara sarılır
dar vakit yanarda verir kendini
dostun susan dudağına
sokaklardan kıyıların gök mavisinden
ekmegindencan evinden ayrı düşmeye
yani butun hasretlerin kahrına
ve zehrine çaresiz kalmaların
ilk nefesi hızır gibi yetişir
aydın da sarılan sigaranın
14 Kasım 2009 Cumartesi
flash tv de durmaksızın dans eden adamlar
Cuma: 23,20Cuma'nın gelmesiyle birlikte bütün bir haftanın yorgunluğu alan akşam kahvesi ve sigara eşliğinde tv'de bir takım kanallara bakınıyordum. Show tv, atv, "kültürlü kanalı" cnbc-e ve e2 derken bir anda flash tv'de buldum kendimi. ismini hatırlamadığım bir programda canlı yayında bir takım adamlar ve kadınlar türkülerle yaşıyor çoşuyor eğleniyordu. Farklı bir paradigma anlayışı o an orada bulunan insanlarda...
Cumartesi: 12,30
Yeni uyanılmış. Duş alınılmış bir halde. Akşam dışarı çıkıp çıkmama parabolunda kalmış bir bünye olarak zamanın harcanması konusunda en etkili icat olan tv karşısında buldum kendimi yine. Bir takım cnbc-e dizilerine baktıktan sonra kendimi yine flash tv'de buldum. Hala dans eden, oynayan ve halay çeken bir topluluk mevcuttu. Sunucu şarkı söylüyor ve şarkının belli bir bölümünde "şimdi reklamlar biz burada eğlenmeye devam ediyoruz :)) " gibi bir anons yaptıktan sonra reklamlara geçti. Tv yi kapattım.
Cumartesi: 20,45
Akşam dışarı çıkmak için herşey hazır. Arkadaşın aramasını bekliyorum. Sigaram bitmiş. Tv'yi açtım. Son kapattığım kanal flash tv'ydi. Farklı bir dekor. Farklı bir konsept ama amaç aynı. Yine türküler yine oynuyorlar. Adeta bir şenlik havası...
Aga ne garip ortamları var onların. Çogarip gerçekten. Sakın alay ya da aşağılama güdülü bir post olarak düşünmeyin. Cidden aslında bir sorun var ortada. Nasıl bir düşüncedir ki non-stop eğlence olarak tanımlar yayın akışını. Ya ben hiçbirşey bilmiyorum ya da onlar çok şey biliyor.
Kız bloglarındaki fallfobia

*Amerikan ingilizcesi; İngiliz ingilizcesi karşılaştırmalı bir kelime esprisi var başlıkta.
Bir takım kız bloglarına bakınıyorum. Bakınmıyor değilim. Kaldırmak için falan değil olum valla öyle bakınıyorum. He kaldırılırsa iyi olur ama o amaçla şeyapmıyorum. Neyse aga olaya gireyim.
Şimdi sonbahar geldi ya; hele ki sonbaharın en yoğun yaşandığı dönem olan kasım ayında olunca böyle kız bloglarının templateleri sanki kahverengiye çalan bir renge dönüştü. Yahu bi' tanesine girdim monitörden yaprak çıktı. O kadar diyeyim.
Yazı temaları da hemen; yalnızlık, olamama, olduramama gibi böyle bir depresif hava var. Hepiniz mi sweet november çocuğusunuz yahu onu bilemedim. Sonbahar bu kadar düşürmemeli (başlık esprisi) siz kız dostlarım.
Lütfen biloglarınızdaki bu ani mevsimsel değişiklikleri abartmayın. 2 ay önce "vörld iz mayn \m/" temalı fotoğraflarla karşımıza çıkan siz kızlar, 2 ayda birden nasıl değiştiniz bi' deyiverin hele.
Hepinizi Seviyorum. Sevgi ve kelebekli günler :)
Çoraplar:
:(,
bir takım sosyal tespitler,
sigaram bitmiş
bir hikaye
eleman işten çıkar. o sırada beceriksiz arkadaşı ertesi sabah gideceği toplantı için giymeyi planladığı pantolonun ütüsüz olduğunu farkeder. hemen elemana mesaj atar. yardım ister. eleman yolunu değişip, bu acil durum için soluğu arkadaşının evinde alır. ev çok sıcaktır, soyunmaya başlar. (neyse oralara girmeyelim ahaha) eleman ütü yaparken, ortamda olan bir diğer kişi playlistinin en abuk şarkılarıyla geceye renk katar.
velhasıl kelam 2 bira sonrası eleman eve doğru yol alır. "o da ne oha lan burda çevirme mi olur" düşüncesi kafasında henüz cümleye dökülmemişken seksi kıyafetli, jartiyerli polis apla uzatır aleti...
acemidir eleman önce içine çekmeye çalışır alışkanlıktan, seksi kıyafetli siyah jartiyerli apla öyle diil "hööfle" der. aklını başından almıştır seksi kıyafetli siyah jartiyerli ince çoraplı seksi apla elemanın ne yaptıını bilmeden üfler.
"gel" der arkasından seksi kıyafetli siyah jartiyerli ince çoraplı hoş memeli apla. etkisindedir eleman artık onun siki tutmuştur kısaca.
öndeki araca yaklaştıklarında elemanın kafasında şimşekler çakar, herşeyin bir tuzak olduğunu farkettiği ana tekabül eden zaman dilimine eş-değer bir zamanda kendisine kurulam komplo gözünün önünden film şeridi gibi geçmeye başlar. "allllaaaahhh" diye bağırarak kendisinden geçer o an herşeyi anlamanın verdiği delirtici sinirle.
iş işten geçmiştir ve o an bir yaşına daha girer. namus misali resmi kıyafetli kişi aslında zekice bir oyunun başaktörüdür. hem devletim hem ben mantığını çok profesyonelce uygulayan bu kişiye bir an hayranlık duyar eleman ama bu süre öyle kısa sürer ki "ah be memleketim" mantığında boğulmaya devam eder...
yine uykusu gelir, uyumak ister...
velhasıl kelam 2 bira sonrası eleman eve doğru yol alır. "o da ne oha lan burda çevirme mi olur" düşüncesi kafasında henüz cümleye dökülmemişken seksi kıyafetli, jartiyerli polis apla uzatır aleti...
acemidir eleman önce içine çekmeye çalışır alışkanlıktan, seksi kıyafetli siyah jartiyerli apla öyle diil "hööfle" der. aklını başından almıştır seksi kıyafetli siyah jartiyerli ince çoraplı seksi apla elemanın ne yaptıını bilmeden üfler.
"gel" der arkasından seksi kıyafetli siyah jartiyerli ince çoraplı hoş memeli apla. etkisindedir eleman artık onun siki tutmuştur kısaca.
öndeki araca yaklaştıklarında elemanın kafasında şimşekler çakar, herşeyin bir tuzak olduğunu farkettiği ana tekabül eden zaman dilimine eş-değer bir zamanda kendisine kurulam komplo gözünün önünden film şeridi gibi geçmeye başlar. "allllaaaahhh" diye bağırarak kendisinden geçer o an herşeyi anlamanın verdiği delirtici sinirle.
iş işten geçmiştir ve o an bir yaşına daha girer. namus misali resmi kıyafetli kişi aslında zekice bir oyunun başaktörüdür. hem devletim hem ben mantığını çok profesyonelce uygulayan bu kişiye bir an hayranlık duyar eleman ama bu süre öyle kısa sürer ki "ah be memleketim" mantığında boğulmaya devam eder...
yine uykusu gelir, uyumak ister...
bekren ve hain planları
içmeyecektim olm ben işte bok mu var aldın darkları aq.
içesim olsa ben gelirken alırım ne diye alıyorsun.
hadi alıyorsun ehliyetimden ne istiyorsun.
hep senin yüzünden.
puştperest
ahahah.
içesim olsa ben gelirken alırım ne diye alıyorsun.
hadi alıyorsun ehliyetimden ne istiyorsun.
hep senin yüzünden.
puştperest
ahahah.
13 Kasım 2009 Cuma
hayat ne zor be hacıvat
milletçe birlik beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde tireks'in dayısının gay olduğunu öğrenince yıkıldım yhaaaaa :((888sekiz
pipo'nun göz sağlığım üzerindeki olumsuz etkileri
olm "pipoyu yakarken ateşe bakma hastalığı"ndan kurtulamıyorum
fara tutulmuş geyik gibi gözlerimi alamıyorum ateşten.
gözümün 3 cm önündeki ateşe baktıkçada şaşı olmaya her geçen gün daha bi yaklaşıyorum, hadi hayırlısı...
fara tutulmuş geyik gibi gözlerimi alamıyorum ateşten.
gözümün 3 cm önündeki ateşe baktıkçada şaşı olmaya her geçen gün daha bi yaklaşıyorum, hadi hayırlısı...
12 Kasım 2009 Perşembe
11 Kasım 2009 Çarşamba
sigara çeşitleri
-yemek sonrası sigarası
- otobüs summon etme sigarası
- aq vakit geçmiyor sigarası
- orgasm sigarası
- içki bütün kötülüklerin anasıdır sigarası
- morning glory sigarası
- otobüs summon etme sigarası
- aq vakit geçmiyor sigarası
- orgasm sigarası
- içki bütün kötülüklerin anasıdır sigarası
- morning glory sigarası
ve tanrı interneti yarattı
-kate-
the internet is really really great
-trekkie monster-
for porn
-kate-
i’ve got a fast connection so i don’t have to wait
-trekkie-
for porn
.
.
.
the internet is really really great
-trekkie monster-
for porn
-kate-
i’ve got a fast connection so i don’t have to wait
-trekkie-
for porn
.
.
.
10 Kasım 2009 Salı
hadi ben bu gün hep dışarıdaydım da ey blog size ne oldu-1

Amacım, sizleri meme konusunda daha önce hiç yapmadığınız bir şekilde düşündürmek. Çoğumuz, özellikle de erkekler için kadın göğsü, cinsel güzellik aracı ve dişiliğin en değerli mücevherleridir. Ancak bu seksüalize edilmiş bakış açısı genel bakış açısını yansıtmaz. Kadınların yazılı olmayan tarihten beri göğüsleri açık dolaştıkları Afrika ve Güney Pasifik’teki bazı farklı kültürlerde, Batı’da taşıdığı hâkim erotik anlamı hiçbir zaman üstlenmemiştir. Batılı olmayan kültürler kendi fetişlerine sahiptir: Çin’de küçük ayaklar, Japonya’da boynun arka kısmı ve ense, Afrika ve Karayipler’de kalçalar gibi. Her bir örnekte vücudun cinsel anlam yüklenmiş olan bölümü; Fransız şair Mallarme’nin deyişiyle örtülü erotizm, cazibesinin çok büyük bir bölümünü bütünüyle ya da kısmen gizlenmiş olmasına borçludur.
Biz Batılıların kadın göğsü üzerine kesin doğrular olarak ele aldığımız varsayımların, tarihsel perspektifi* kabul etmemiz durumunda özellikle taraflı olduğu ortaya çıkar. Yirmibeş bin yıllık bir tarihi ele aldığımızda kadın göğsüne ilişkin spesifik bir tanımın Batı’nın hayal gücünü ele geçirdiği ve memenin daha önceki görülüş ve temsil ediliş şekillerini değiştirdiği belirli anların üzerinde yoğunlaşacak. Bu anları süregiden ve bazen de üst üste çakışan bir tür sinema filmi montajı gibi düşünün, ama memenin tarihini yansıtan ve devamlılık arzeden bir film olarak değil.
Bu sürecin kaynağında temel bir soru yatar: Memenin sahibi kimdir**? Yaşamı anne sütü ya da onun yerini alabilecek etkin bir başka besine bağlı olan, emzirme dönemi çocuğuna mı aittir? Onu okşayan kadın ya da erkeğe mi? Kadın vücudunu tasvir eden sanatçıya ya da pazarın yeni bir stil için süregelen talebine göre küçük ya da büyük göğsü seçen moda tasarımcısına mı? Henüz buluğa ermiş genç kızlar için “alıştırma sutyeni”, olgun kadınlar için “destek sutyeni” ve daha dikkat çekici dekolte bir görüntü elde etmek isteyen bayanlar için “Wonderbra” (harika sutyen) üreten giyim endüstrisine mi? Göğüslerin iffetle kapatılması konusunda ısrarcı olan din ve ahlak yargıçlarına mı? “Üstsüz” bir kadının tutuklanmasına karar verebilecek olan yasa koyucuya mı? Memenin hangi sıklıkta mamogramının çekilmesi gerektiğine ve ne zaman biyopsi yapılacağı ya da göğsün alınacağına karar veren doktora mı? Salt kozmetik nedenlerden dolayı kadın göğsünü yeniden şekillendiren estetik doktoruna mı? Bazı kadınların göğüslerini ,sıklıkla da tüm kadınlar için küçültücü ve rencide edici ortamlarda teşhir etme hakkını satın alan pornografi yayıncısına mı? Yoksa kendi vücudunun bir parçası olduğu kadına mı aittir? Bu sorular, tarih boyunca erkekler ve kurumlar tarafından biçimlendirilen ve kadın göğsünü kendilerine mal eden çeşitli girişimlerin bir kısmını ortaya çıkarır. Kadın vücudunun ayırt edici bir parçası olarak meme, yazılı tarihin başlangıcından bu yana “iyi” ve “kötü” kavramlarının her ikisiyle birlikte kodlanmıştır. Havva Anamız, insan ırkının iffetli annesi, aynı zamanda baştan çıkarıcı kadının ilk örneğiydi. Yahudiler ve Hıristiyanlar, iftiharla onun kendi atalarını emzirdiğini öne sürer, ama aynı zamanda cennetin elmasını Havva’nın elmayı andıran göğüsleriyle ilişkilendirir. Sanat alanındaki sayısız çalışmayla görünür kılınan bir ilişkidir bu.
*marmara iktisat a selam olsun
**me or mee
Çoraplar:
ı love meme,
meme4ever part 1,
memenin tarihi
9 Kasım 2009 Pazartesi
8 Kasım 2009 Pazar
bekren neti yapabildin mi lan?
yapamadın di mi yeteneksiz herif!
yoksa yaptın pornoya mı verdin kendini?
yoksa yaptın pornoya mı verdin kendini?
7 Kasım 2009 Cumartesi
6 Kasım 2009 Cuma
vanish kosla!
vanish kosla reklamındaki eleman!
hiç sevmiyorum olm seni. sinirimi bozuyosun!
karşıma çıkma çok kötü yaparım seni!
hiç sevmiyorum olm seni. sinirimi bozuyosun!
karşıma çıkma çok kötü yaparım seni!
ofise geldiğimde masaüstümde yurtseven kardeşlerden gitme gülüm şarkısını bulmak
ben yokken bu işyerinde ne oluyor a.q.
OCD
bu gün otobüste uykusuz okurken yanıma sarışın, pırıl pırıl parlayan gözleriyle bir çocuk yaklaştı.dergiye bakıp aaa çizgi filmli dergi dedi gülümsedim kısa bir muhabbetten sonra dergiyi ona verdim ve mizah dünyasına ilk adımı atmasını sağladım benim için sıradan ama şimdi farkında olmasada onun için çok önemli bir gündü.
bunun sevincini görünce dayanamadım al dedim saatimide,sonra iyice kendimi kaybettim x marka mont y marka jean z marka ayakkabı ve yine x marka t-shirt ümü çocuğa vermeye kalktım
o pırıl pırıl parlayan yeşil gözleriyle bana baktı ve amma tikkymişsin lan sorsak gelir dağılımındaki dengesizlik sosyal adalet eşitlik falan takılırsın bide, siktirgit .mına kodumun kapitalist köpee dedi -lan olum doğru konuş ben ne diom sen ne dion dememe kalmadı işaret ve orta parmağını baş parmağıyla birleştirerek apış arası tabir edilen bölgeme doğru götürüp ağzıyla mucck benzeri bir ses çıkardı...
her insanın belli bir sınırı var and this is enough for me dedim aynı isimli filmde jenniferım lopezimin yaptığı gibi çocuğa Allah ne verdiyse bi koyarsın,,, işte bu benim 24 küsür yıllık hayatımda yaptığım en salakça hareketmiş sonradan anladım..
toplum baskısı çok pis bir olaymış : veled-i zina salya sümük ağlamaya başlayınca ,otobüste yarı üryan bir insanın el kadar çocuğa şiddet uygulamasının halkımızın kabul sınırılarının çok üstünde olduğunu keşfetmemle o zamana kadar benim için fazla bir şey ifade etmeyen ama her zaman çekmek için can attığım imdat koluna yapışmam bir oldu (olayın psikolojik analizini yaptığımda sanırım her sey o imdat kolunu cezalandırılmadan çekebilmek içindi ,ama şunu bana söyler misiniz lütfen hangimizin içinde o kolu çekme duygusu ,o çekiçle camları tık tık indirme iç güdüsü yok??? söyleyin bana hepimiz ulan bi olay olsada şu kola yapışsam ,her akbil basışımızda şu camları tuz-buz etsem hayaliyle yanmıyor muyuz ???,ne biliyim Allah göstermesin ters bi şi ya da bi kaza falan olsa imdat kitini kullanmak isteyenlerin oluşturduğu izdihamda daha fazla can kaybı olur gibi geliyor bana hatta silahlar bile konuşabililr ya da ben abartıyorum oraasını bilmem artık )
neyse elimde pantolon ben önde otobüsten inen kalabalık gürüh arkada bi koşturmaca başladı . tam sol tarafta ki kamyonun yanında bir kuytu bulup saklanmıştım ki ;olayları uzaktan gören bir amca 'tüm mahallenin karısını kızını altın günüm var diye toplamışımda gazozlarına ilaç atıp zorla grup sex yaparken kocalarına basılmışım izlenimine kapılmış olacak ki 'seni ırz düşmanı' diye elinde ki bastonu kafama kafama sallamaya başladı.fakat bu nur yüzlü amcanın bastonun ana vazifesi olan denge(biz gençken 3pot olduğumuz için denge sorununa rrastlamıyoruz yaşlanınca aradaki farkı kapatmak için baston gerekiyor) unsurunu unutması sonucu kaçınılmaz son olan yere kıç üstü kapaklanması gerçekleşti.
kalabalık zaten amca sağ olsun saklandığım yere doğru ivedi hareketler ve tahminimce iyi olmayan bir takım sözlerle actiona doğru geçmişlerken amcanın yerdeki hüzülü görüntüsüyle karşılaştılar.artık hem bir sapık hem de yaşlı insanları bile acımadan dövebilen bir caniydim onların gözünde...yine aynı adlı filmde ki Charlize Theron gibi olmuştum iç güzelliğimi görebilen yoktu.
son bir umutla yardırmaya başladım, perşembe pazarının içinden geçtim ,nefesim kesilmek üzere kendi kalp atşım beynimin içinde zonklamaktaydı.fakat durursam , o kalbin tekrar atıp atamayacağı konusunda haklı endişelere sahipken az ilerde ki bu inşaatın ısı yalıtımı 'körükçüoğlu inşaat ısı yalıtım sist.san.ltd.şti.' tarafından yapılmıştır yazısını hemen onun altında 'inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır' yazısını görmemle inşaata dalmam bir oldu çünkü tehlike benim göbek adımdır.
aynı şekilde onun yanında ki buraya çöp döken .rospu çocuğudur yazısını görmemle yere attığım çokonat kağıdını cebime sıkıştırmamda bir oldu.
kabası bitmiş inşaata ilerlemeye başladım ,korkuluksuz merdivenlerden korkusuzca yukarıya tırmandım 5 kata geldiğimde dayanacak gücüm kalmadı açık kapılardan birinde içeri girdim demir kapıyı kapattım artık güvendeydim.. hem hayat her zaman o kadar acımasız olmuyor bedavadan evim bile olmuştu.1 odası karanlıkta kalıyordu bide dış cepe duvarları örülmemişti ama olsun yavaş yavaş para oldukça onlarıda tamamlardım.dışarıdan kapıya attıkları yumruklar tekmeler kesilmiişti sanırım onlarda vaz geçmişti artık.
pencereden karşıda ki bakkalın numarasına baktım hemen avea sınırsızımdan arayıp bi sigara istedim .bakkal 20 tlden aşağı evlere servis yoh ama istersen sepeti sal çocuğu yollim dedi.ah dedim içimden eşek kadar adam olduk hala şu sepeti salıp 'bakkaaal bakkkaaaal' diye bağırmanın zevkini yaşıyamadım bir türlü.
ben bunları düşünürken karıncaların yaptığı yuvanın girişine bakarak anladığım kadarıyla evin kuzey cephesinden giderek artan bir uğultu bir patırtı bir takım sesler gelmekteydi.tam hasta var mı desem ,çocuk uyuyor mu desem düşünceleri arasında balkona doğru adımı attım vee kot farkı yüzünden evin kuzey cephesi 2. kata tekabül etmekte olduğunu seslerinde beni linç etmek arzusu içinde ki kalabalıktan geldiğini gördüm.
ğrğspu çocuğu müteahhit diye geçirdim içimden , biraz tırstım başta ama yinede evimde ve güvendeydim.müteahhite ayıp ettiüme karar verdim ..dağılın lan yoksa üstünüze tükürürüm dedikten sonra bi kaç kez tüüü tüüh diye başarısız balgam atma girişimlerinde bulundum. sarışın, güneş gözlüklü ve çocuğun babası olduğunu tahmin ettiğim şahıs bana bi sırık bulun dedi elemanlardan biri hemen perşembe pazarına koştu yanında bi sırık ve bir sürü pazarcıyla geri geldi.
sarııııı sarıııııı dedim ne yapacaksın o sırığı nereden baksan 5 metre burası s.ktirgit yoksa g.tüne sokarım o sırığı sarıııı diye bağırarak psikolojik üstünlüğü ele alma girişimlerinde bulundum. bu 11 cm dedi yavaşça güneş gözlüğünü çıkarırken ve gözlerinin içine baktığımda tüm hayallerimin yıkılma vakti gelmişti artık.
tarihin en şanssız adamı olarak sergei bubka'nın oğluna yanlış yapmıştım ve yüksekteydim.
dedim yaa benim için sıradan ama o çocuk için şimdi farkında olmasa bile hayatının en önemli günüydü belki de.....
bunun sevincini görünce dayanamadım al dedim saatimide,sonra iyice kendimi kaybettim x marka mont y marka jean z marka ayakkabı ve yine x marka t-shirt ümü çocuğa vermeye kalktım
o pırıl pırıl parlayan yeşil gözleriyle bana baktı ve amma tikkymişsin lan sorsak gelir dağılımındaki dengesizlik sosyal adalet eşitlik falan takılırsın bide, siktirgit .mına kodumun kapitalist köpee dedi -lan olum doğru konuş ben ne diom sen ne dion dememe kalmadı işaret ve orta parmağını baş parmağıyla birleştirerek apış arası tabir edilen bölgeme doğru götürüp ağzıyla mucck benzeri bir ses çıkardı...
her insanın belli bir sınırı var and this is enough for me dedim aynı isimli filmde jenniferım lopezimin yaptığı gibi çocuğa Allah ne verdiyse bi koyarsın,,, işte bu benim 24 küsür yıllık hayatımda yaptığım en salakça hareketmiş sonradan anladım..
toplum baskısı çok pis bir olaymış : veled-i zina salya sümük ağlamaya başlayınca ,otobüste yarı üryan bir insanın el kadar çocuğa şiddet uygulamasının halkımızın kabul sınırılarının çok üstünde olduğunu keşfetmemle o zamana kadar benim için fazla bir şey ifade etmeyen ama her zaman çekmek için can attığım imdat koluna yapışmam bir oldu (olayın psikolojik analizini yaptığımda sanırım her sey o imdat kolunu cezalandırılmadan çekebilmek içindi ,ama şunu bana söyler misiniz lütfen hangimizin içinde o kolu çekme duygusu ,o çekiçle camları tık tık indirme iç güdüsü yok??? söyleyin bana hepimiz ulan bi olay olsada şu kola yapışsam ,her akbil basışımızda şu camları tuz-buz etsem hayaliyle yanmıyor muyuz ???,ne biliyim Allah göstermesin ters bi şi ya da bi kaza falan olsa imdat kitini kullanmak isteyenlerin oluşturduğu izdihamda daha fazla can kaybı olur gibi geliyor bana hatta silahlar bile konuşabililr ya da ben abartıyorum oraasını bilmem artık )
neyse elimde pantolon ben önde otobüsten inen kalabalık gürüh arkada bi koşturmaca başladı . tam sol tarafta ki kamyonun yanında bir kuytu bulup saklanmıştım ki ;olayları uzaktan gören bir amca 'tüm mahallenin karısını kızını altın günüm var diye toplamışımda gazozlarına ilaç atıp zorla grup sex yaparken kocalarına basılmışım izlenimine kapılmış olacak ki 'seni ırz düşmanı' diye elinde ki bastonu kafama kafama sallamaya başladı.fakat bu nur yüzlü amcanın bastonun ana vazifesi olan denge(biz gençken 3pot olduğumuz için denge sorununa rrastlamıyoruz yaşlanınca aradaki farkı kapatmak için baston gerekiyor) unsurunu unutması sonucu kaçınılmaz son olan yere kıç üstü kapaklanması gerçekleşti.
kalabalık zaten amca sağ olsun saklandığım yere doğru ivedi hareketler ve tahminimce iyi olmayan bir takım sözlerle actiona doğru geçmişlerken amcanın yerdeki hüzülü görüntüsüyle karşılaştılar.artık hem bir sapık hem de yaşlı insanları bile acımadan dövebilen bir caniydim onların gözünde...yine aynı adlı filmde ki Charlize Theron gibi olmuştum iç güzelliğimi görebilen yoktu.
son bir umutla yardırmaya başladım, perşembe pazarının içinden geçtim ,nefesim kesilmek üzere kendi kalp atşım beynimin içinde zonklamaktaydı.fakat durursam , o kalbin tekrar atıp atamayacağı konusunda haklı endişelere sahipken az ilerde ki bu inşaatın ısı yalıtımı 'körükçüoğlu inşaat ısı yalıtım sist.san.ltd.şti.' tarafından yapılmıştır yazısını hemen onun altında 'inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır' yazısını görmemle inşaata dalmam bir oldu çünkü tehlike benim göbek adımdır.
aynı şekilde onun yanında ki buraya çöp döken .rospu çocuğudur yazısını görmemle yere attığım çokonat kağıdını cebime sıkıştırmamda bir oldu.
kabası bitmiş inşaata ilerlemeye başladım ,korkuluksuz merdivenlerden korkusuzca yukarıya tırmandım 5 kata geldiğimde dayanacak gücüm kalmadı açık kapılardan birinde içeri girdim demir kapıyı kapattım artık güvendeydim.. hem hayat her zaman o kadar acımasız olmuyor bedavadan evim bile olmuştu.1 odası karanlıkta kalıyordu bide dış cepe duvarları örülmemişti ama olsun yavaş yavaş para oldukça onlarıda tamamlardım.dışarıdan kapıya attıkları yumruklar tekmeler kesilmiişti sanırım onlarda vaz geçmişti artık.
pencereden karşıda ki bakkalın numarasına baktım hemen avea sınırsızımdan arayıp bi sigara istedim .bakkal 20 tlden aşağı evlere servis yoh ama istersen sepeti sal çocuğu yollim dedi.ah dedim içimden eşek kadar adam olduk hala şu sepeti salıp 'bakkaaal bakkkaaaal' diye bağırmanın zevkini yaşıyamadım bir türlü.
ben bunları düşünürken karıncaların yaptığı yuvanın girişine bakarak anladığım kadarıyla evin kuzey cephesinden giderek artan bir uğultu bir patırtı bir takım sesler gelmekteydi.tam hasta var mı desem ,çocuk uyuyor mu desem düşünceleri arasında balkona doğru adımı attım vee kot farkı yüzünden evin kuzey cephesi 2. kata tekabül etmekte olduğunu seslerinde beni linç etmek arzusu içinde ki kalabalıktan geldiğini gördüm.
ğrğspu çocuğu müteahhit diye geçirdim içimden , biraz tırstım başta ama yinede evimde ve güvendeydim.müteahhite ayıp ettiüme karar verdim ..dağılın lan yoksa üstünüze tükürürüm dedikten sonra bi kaç kez tüüü tüüh diye başarısız balgam atma girişimlerinde bulundum. sarışın, güneş gözlüklü ve çocuğun babası olduğunu tahmin ettiğim şahıs bana bi sırık bulun dedi elemanlardan biri hemen perşembe pazarına koştu yanında bi sırık ve bir sürü pazarcıyla geri geldi.
sarııııı sarıııııı dedim ne yapacaksın o sırığı nereden baksan 5 metre burası s.ktirgit yoksa g.tüne sokarım o sırığı sarıııı diye bağırarak psikolojik üstünlüğü ele alma girişimlerinde bulundum. bu 11 cm dedi yavaşça güneş gözlüğünü çıkarırken ve gözlerinin içine baktığımda tüm hayallerimin yıkılma vakti gelmişti artık.
tarihin en şanssız adamı olarak sergei bubka'nın oğluna yanlış yapmıştım ve yüksekteydim.
dedim yaa benim için sıradan ama o çocuk için şimdi farkında olmasa bile hayatının en önemli günüydü belki de.....
5 Kasım 2009 Perşembe
aferin takım!
4 Kasım 2009 Çarşamba
suşi yaz, bana gönder çıplak kızlar suşi yesin
suşi bokum gibi bişeymiş meğerem
p.s: harbiden gönderen arkadaşlarımın olması yüzünden arkadaş kadromda revizyona gitmeye karar verdim, ayık olun...
p.s: harbiden gönderen arkadaşlarımın olması yüzünden arkadaş kadromda revizyona gitmeye karar verdim, ayık olun...
3 Kasım 2009 Salı
bekrene yakın üstelik kadın
serkan abi out
ismini henüz öğrenmediğimiz 22-23 lük bi apla in.
detaylı bilgi için arayın ahuehaşlehkdjaş
ismini henüz öğrenmediğimiz 22-23 lük bi apla in.
detaylı bilgi için arayın ahuehaşlehkdjaş
2 Kasım 2009 Pazartesi
1 Kasım 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







