7 Haziran 2009 Pazar

feri soluk, niyeti kayıp

aşk,
nefrete ne yakınsın!


demişti biri bi zamanlar.

o değil de,
ne diyeceğimi unuttum.

***
boş kalmasın diye yazılan yazı:

belime 10-15 tane ya da en azından benim ağırlığımı kaldıracak miktarda uçan balon bağlamak ve bu dünyadan uzaklaşmak istiyorum.
***
insanın kolu, parmağı bacağı hadi gözü bile seyirir de, 2 gündür saç derisinin seyirmesi nedir be kardeşim? o parçayı söküp atmak, bedenimden yırtmak istiyorum resmen! yok mu bunun ilacı? (çok hayko cepkin oldu beah) hayır kafamda benden başka hareket eden bi canlı var gibi bişey.

karıncanın iyisinden anlarım

bugün çocukluğunda, karıncalara hiç işkence yapmamış biriyle tanıştım.
bi garip oldum lan. yani ben herkes yapmıştır, ben normalimdir falan diyodum ama varmış yapmayan.
büyüteçle yakmak eğlenceliydi ama gözlerimi çok rahatsız ederdi o yüzden ben genelde irice 2 tanesini alıp döğüştürmeyi daha çok severdim.
ilk o yıllarda başladım kumar oynamaya; kolasına karınca döğüştürürdük mahalleden çocuklarla.
en savaşçı ruhluyu bulurdum ve genelde kazanırdım. karınca seçerken dikkat etmeniz gereken karıncanın boyutları değil kazanma hırsıdır. en saykosunu bulduğunuzda müsabakalar zaten fazla uzun sürmüyo, rakip hemen kaçıyor...

Bu akşamın programı

21.00 - 22.00 gibi; Sercan gelmesi
22.00 - ?? a kadar; Anathema dinleyip, bira içip playstation oynamak

o kadar.

asldhaslkjdhals. salaklaşmayın olum. ne bekliyordunuz başka? siktirip gidebilirsiniz şimdi.

OKURLARI SEVİYORUM \m/

dikkatsiz olmak

sıçan insanlar görmenize neden olabilir

chain sling

nuriciğim kafesin kapağını gagasıyla kendi açmaya çalışmak suretiyle alnındaki 5-6 tüyden yoksun kaldı, mal.

geçen otobüse bindim, 6 tane türbanlı türbansız yaşları 45 ile 55-60 arası değişen 6 teyze, orta kapı arkasındaki 3 sıra 2'li koltuğu işgal etmiş, ellerinde poşetler, belli ki ya alışverişe çıkmışlar ya da günden dönüyorlar. o saatte günden dönüyorlardır gerçi, akşam üzeriydi.
işte beşiktaş'ta o şampiyon kokoreç'in oradayız, (ben hayatımda hiç koko yemedim bu arada, muhtemelen de hiç yemicem, "aa, ıı, cahil" diyeni öperim.) bindim, bu teyzeler dışarıdaki bi gençten konuşuyolar: "ayy şuna bak, o ne biçim pantolon, yani şalvar giy daha iyi, ne oluyor bu kadar açınca...( belli ki tipin sağlam bi düşük bellisi var)" ve diğeri de beni benden alan o klişe bombayı patlatıyor: "YANİ ŞU GENÇLER DE..."
zamane gençleri diye tamamlamak istiyorum.
dışarıdaki tiplere o kadar takılmışlar ki yanlarından ben geçerken beni fark etmediler, etselerdi muhtemelen dudağımın dedikodusunu yaparlardı.
ah şu teyzeler...
tek söylemek istediğim bişey var: bi cem yılmaz tonlamasıyla, SANA NEEEĞĞ? SANA NEEEĞ??

Efsane geri döndü!!!!

mansur ark yıllarca süren sessizliğini bozdu ve çıkış parçasına çektiği klip ile bizlere görsel bir şölen sundu.

alternatifiveuegh

eöm şey rcn diip duruyosunuz bi sikim yok biliyorsunuz ortam için gidiyoruz diyorsunuz bu şiirdi burda bitti. 

diorm ki artıları ve eksileriyle bi tartın olayı;

http://www.unirockfest.com/ diye bi olay da var biliyorsunuz. nine inch yarraam var diyorsanız rcn ye gidersiniz tabi ama ibneler, amon amarth kreator falan iidir ii diorm bilmiorm.

şimcik ancak bunda konaklama seçeneği yokmuş diye duydum ama 3 günlük bi organizasyonda nasıl olmuyor onu bilmiyorum. rcn ile aynı günlere denk geliyor birde. tüm gotik rak falan alemi burda olcak ufacık cocuklar(tabiiiki tercihimiz ama...) rcn de olcak.

neyse rcn bizim evin arka bahçesinde olcaa için çadırlarda size eşlik edemesemde arada uğrarım yavrularım ama \m/ önde gelir!!1bir

cum cum

başarısız bir cumartesi gecesi sonunda serkan abiyle açtım zihnimi ne diyeceğimi unuttum a.q.

etkinleşelim

arkadaşlar aranızda röyksopp sevmeyen var mı?
peki aranızda röyksopp sevmeyeniniz var mı?
sevenler sevmeyenlere sevdirsin diye Efes One Love organizatörleri bu sene bu adamları getirtmiş. 20-21 haziran'dan hangisinde çıkıyolar tam hatırlamıyorum - balık hafızalı olduğum için az önce kapattığım biletix sekmesindeki yazıları hatırlamıyorum evet, evet elif kardeşimizin dediği gibi alzaymırlıyım evet, evet. - öğrenci 28 lira ya, gelen olcaksa ben de giderim. bütünlemeye kalmam umarım tanrım seni seviyorum sana sığınıyorum daha ne yapayım?!!='=^!'))^!'=^!(%/!12453643

@arakhna:
madde 1. turkcell kuruçeşme'de duman var, onun da tarihine bakmadım, yani göz ucuyla baktım ama hatırlamıyorum, ona beleş giriş sağlayabiliyo musun? placebo'ya sağlayabiliyo musun taa ileri tarihte?
madde 2. linkin park biletleri tükenmiş =(((88
madde gaz. gaz olduğu için bi cimcik katı beynimden - ki artık finallerden sıvılaştı - buharlaşıp gitti.
son madde: burası pms komünüdür, liberaldir, libertinedir, bilgilidir, zekâdır, küptür, bireycidir, kapitalisttir. tüm bu 4 maddeyi eleştirenin annesinin ve bilumum akrabasının varlığını, damarlarındaki asil kanla birlikte david lynch'e armağan eder.

6 Haziran 2009 Cumartesi

bütün güzel kızların tiyatroya gitmesi

var böyle bişey! hakkaten bak.

şöyle anlatayım:

geçenlerde bir baktım güneşli güzel bir hava. dedim ki madem dışarı çıkayım hem hava almış olurum hemde 2 karı kız görrüm keyfim yerine gelir. hemen kaptım ceketimi şapkamı doldurdum pipomu attım kendimi sokağa.
fakat epey bir mesafe yürümüş olmama rağmen sokakta gördüğüm 3 bayandan 2 si başörtülü (kimi yörelerde sıkma baş olarak bilinir) diğeri de evladım olsa öpmeye yanaşmayacağım kimselerdi. bu işte bir gariplik vardı! yıllar yılı burada yaşarım kadıköy ün böyle olduğunu bir defa görmüş değilim! fakat beni bilen bilir vazgeçmek nedir bilmem. yılmadım devam ettim. sonunda ayaklarım beni haldun taner(haldun dormen?) in önüne getirdi. uzaktan kuru kalabalık gibi gördüğüm hepsi saptır diye dikkate almadığım topluluk %83 oranında kızlardan oluşuyordu!
hemde hepsi taş gibi, "oluruem" tabir edilen bayanlardı.

eh dedim it gibi sokaklarda sürteceğime bari gideyim oyunu izleyeyim(evet tiyatroda oyun izleniyo. nasıl sinemaya gittiğimizde sinema izledim diyemiyosak tiyatroda da tiyatro izledim demiyoruz. oyun diyoruz. hem entel bi hava katıyo hemde işten çakıyomuşuz gibi oluyo)

sonraki günlerde bunu aziz dostum bekir beye anlattığımda klasik tepkisi olan "haydiii!" den sonra "sen şimdi tiyatroya mı gittin?" diye sordu. "haydiii" biraz yersiz kaçsa da yüzüne vurmadım ve viskimden bir yudum alarak cevapladım:
"gittim tabi yarraam!..."

tavsiyesell

aramızda cumartesi gecesini lakers temalı koltuklarda pasta ve limonatayla düğünlerde geçiren insanlar olması sizede garip gelmekteyse elinizde ki bongu bir süreliğine yere bırakıp gerçek hayata dönmenizi tavsiye ediyorum

David lynch severler siktirsin gitsin

sağda solda david lynch iyi yönetmen falan diyen adamlar görüyorum, yapmayın böyle şeyler.
bu güne kadar kendimi tuttum bi şey yapmadım ama bu size son uyarım!!!
"mulholland drive harika film be hocu" diyenin bacağına sıçarım!!1
ne anladın lan filmden diye soruyosun mal mal bakıo.
"anlamadım ama..."
ama'dan sonra ağzının üstüne geçirme isteği o kadar bastırıyo ki adamı dinlemeyi bırakıyorum zaten...

bi de bu adamlar kendi aralarında toplandıklarında üstat şuna gönderme yapmış, şu sahnede şöyle gizli bi anlam var, falan diye saçmalıyolar. olm yok öyle bi şey ortada tek bi şey var o da david lynch delirmiş, sizde deli bi adamın arka arkaya koyduğu, birbiriyle alakası olmayan fotoğrafları izliyosunuz...
adamın soyadında sesli harf yok bi kere manyak mısınız aq!!




ps: fırat hariç, onu kardeşim gibi seviyorum

Hala izliyorum ben bunu


8-9 senelik bi çizgi film ama hala daha iyisini görmedim

istanbul kanatlarımın a... koyim!


metrobüsten inerken ayağım takıldı. herşey böyle başladı. önce bir iki adım sendeledim sonra ayaklarım yerden kesildi. uçtum şerefsizim ama böyle süpermen gibin. sağ kol ilerde sol kol göğüse yapışık. havada epey mesafe kaydedebilirdim aslında ivme(velocity hacı) yeterliydi fakat sol omzumu reklam panosuna çarptım. resmen yön değiştirdim havada! sonrada sağ tarafıma düştüm işte omzum kolum dizim falan kanadı.

vakit bekren flörtü*

stockholm sendromu yaşamaya gerek yok hacu
pis bu bekir işte adi tacizci vakittede yazar yakında, hepimizi aynalı odaya alıp ruh ve beden sağlığımızı muayene edecekler haberiniz ola

özür ve düzeltme

Sayın Müjde,
benim bloga alınmam, sizin başınıza gelen yöntemlerle olmadı.
klavyemin kuvveti, hakkıyla girdim olm ben buraya!
sizin gibi bi gece bekirlerde kalıp ona verip sonra da "ay naptın bize bekiiir namusum gittiiii namusum gittiii" diye anadolu sigorta'nın sincap necmili reklamındaki gibi bağırmadım, suçu bekir'e atmadım.
işbu sebepten ötürü benden ve arakhna'dan özür dilemenizi rica eder (özür dilemeyi rica etmek ne ya), başarılarınızın devamını dilerim.

ha bi de bekir, ankara'ya gitmedim, gidemedim, seni bırakamadım anlıyor musun? bunu mu duymak istiyorsun ha, ha? ühühühühü.
gitmedim ya finallerim var nereye gidiyorum?!

yazar alımı

henkmudi nin aramıza katıldığını gördüğümde bi kişi daha bulalımda kurbanı rahat geçirelim tarzı iğrençlikler geldi başta aklıma sonra yazısını okudum ve beynimde bir sürü flashbacksel görüntü belirdi

misal henkmudi bekirlerde kaldığı bir geceden sonra yazarlığa alınmıştı bende umutta ve sercidede durum bu şekilde, tahminen nurun da başına gelmiş olabilir . Yine bekren deki gece sonunda henkmudi yürüyemediğinden bahsediyo ve biz hepimiz aynı sekilde bekrenlerde kaldığımız gecelerin sonunda yürüyemiyoruz ama neden NEDEN??

korkuyorum arkadaşlar
ve buradan sana soruyorum bekir
blog vadiyle mayış +ssk+ serkan abi vadiyle kandırıp bizi seks objen haline mi getirdin
blog kisvesi altında ne boklar yemektesin doouruu söyle lan siktin mi olum bizi

başladığın işi bitirmen lazım

ben genelde başlayıp bırakmayı daha çok severim asıl güzel kısmı başlamaktır. bitirmek ayrılık gibi üzücü bi şey...
aklından geçenleri birilerine anlatmak istersin. bir anı ya da fikir gelmiştir aklına ve yanındakilerle paylaşmak istemişsindir ama anlatmaya başladığın zaman bi anda çok saçma bi şey hakkında konuştuğunu fark edip

tireks edit: olum yarım kalmış lan!! askdhşasjkdh. süper süper. götelek seni.
bence de bro küsme hayata hadi be olum bitirebilirsin sen de o ışığı görüyorum kalbimiz seninle ^müjde^
nuri sesigüzel in ölen kobrasının ruhu :yürekten iste başaracaksın

ıspanak

insan aleladedir,
ıspanak aleladedir,
insan ıspanağa dönerse fevkaladedir.

bekir aleladedir,
serkan abi aleladedir,
bekir serkan abiye uğrarsa o ıspanağı ordan indirir.

insan

çok acayip bişey

neyin peşindesiniz

tipimden dolayı olsa gerek ki,
kabataş'ta otobüs duraklarında o kadar insanın arasından beni itinayla (olsa gerek) seçip bana yol soruyo tursitler ingilizce.
çok mu avrupai duruyorum, benim gibi bi dolu bariz üniverste modunda genç insanlar da var ama...
hayır genelde insanlar "aman bu serseridir, bırak elleşme allasen" diyerek yanıma yaklaşmaz da *-)

neyin peşindesiniz ey turistler?!

5 Haziran 2009 Cuma

Duman- dibine kadar

ayık değilken dinlediğim her seferinde farklı şeyler duyuyorum bu şarkıda...
ilk başta ibine kadar (eller "içimdeki fener aşkı" şeklinde havada) anlıyodum sonradan fark ettim ki adam "dibi ne kadar?" diyomuş

noldu bunları fark ettim de?
şarkıdan keyif almaz oldum
umarım siz de bu boktan detaylara takılıp şarkının tadını çıkaramazsınız

geçmiş olsun

tireks karşim ayağında magic mushroom çıkıtığını duyunca inan çok üzüldüm, umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşursun

arakhna



ps: böyle iğrenç şeyleri bana serkan abi yazdırıyo, alakam yok aslında...

nuri

kuşum "arkanı dön" dediğimde bunu yapabiliyo, ehhe xD

bence laptop şarjlarının ısınmasını yasaklayan kanun çıkarılsın.
ya da pil şarj edici aletlerin bütün gece ısınması.
ya da laptopların altının ısınması da öyle.
siz kışın kombiye ekstra olarak, lokal biçimde de laptop'ın altındaki sıcaklıkla ısınan gördünüz mü? kışın iyiydi de yazın bayıyo be arkadaşım!

henkmudi kim bu arada? hoşgelmiş.
kız mı erkek mi bilmiyorum ama üzerime kuma gelmiş hissi doğdu içime. bilesiniz.
bkz: puma getirmek/panter içinde uyanmak.
bkz2: <3 arakhna

sahilde uzun yürüyüşsel

az önce bekrenlerden dönerken yürüyodum normal bi şekilde. sonra dedim ki kendi kendime "hassiktir! noluyo?!" birden bire yürümek çok yabancı geldi bana. evet. oldu bu...
sanki böyle ilk defa yürüyomuşum gibi hissettim. işin temellerini yeniden kavradım mesela. dengeyi kur, dizleri bük falan gibi. sonra da başardım diye sevindim hatta. zormuş ama iyi yaptım dedim.
kesin insan ilk yürüdüğünde de böyle oluyodur. kalkıp yürüyünce böyle bi sevinmeler falan. yok mu aranızda ilk yürüdüğü anı hatırlayan? (ümit?)

bişi daha yazıcaktım aslında ama unuttum...

türkiyede balet olmak

çok eğlenceli bir şey olacağını sanmıyorum. geçen gün arkadaşlarımla balenin son 10 yılda ne kadar yol kat ettiği hakkında konuşuyorduk laf döndü dolaştı tayta geldi. zaten ne zaman bale ya da balet kelimesi geçse ortamda biri tayt diye atlıyor.
bu işte bi yanlışlık var dedim. bütün insanlığın bu kadar sığ düşünmesine ihtimal vermediğim için benim arkadaş çevremin mal olabileceğini düşünerek çevremdeki herkesi siktir ettim, yeni arkadaşlar buldum; bir kaç ay hiç bale muhabetti açmadım. onlarla bale hakkında konuşmak için arkadaş olduğumu düşünmesinler diye beraber halı sahaya gittim, nevizade sabahlara kadar içtik, rakı sofrasında şişelere balık olup hükümetin icraatlarını eleştirdik.
aradan geçen yıllarda arkadaşlarımla artık can ciğer olmuştuk, bu süre zarfında hiç bale muhabbeti yapmadık taa ki o güne kadar..


o gün dönen taytlı maytlı muhabetteleri burada aktarıp ne sizin canınızı sıkmak istiyorum ne de o "puhahahah sola yatırrım aga" muhabettini tekrar hatırlamak istiyorum.

bir kaç başarısız denemeden sonra pms tayfasıyla tanıştım ve o günden sonra hayatım değişti...
dün akşam nur ve tireks insanlarıyla operadan çıktıktan sonra bir yerlerde oturup tanıştığımız günden sonra, hayatımızın nasıl düzene girdiği ve ne kadar huzurlu olduğumuz hakkında konuştuk. bu mutluluğu sizlere borçluyuz arkadaşlar, yanımızda olduğunuz için çok teşekkürler.

pisipisi

şu çılgın türk dil kurumu...
her nekadar oturgaçlı-götürgeç kadar çılgınca olmasa da sağlıklı bir zihnin ürünü olmadığı belli.
britanyacası "pointe shoes" ne düşünürek pisipisi demişler ki.

4 Haziran 2009 Perşembe

Serkan abinin emreyi sikmesi

siz şey yapmayın.
içerdeler şu an
emre gayet mutlu görünüyodu
kafası karışmış ama mutlu



ayrıca bu mutlu birliktelikle emre insanı (bazı yörelerde mahmut olarak tanınır) aramıza katılmış oldu, hadi hayırlısı

erik

olur olur erikte olur

yaz sıcağı

karınca yumurtası yağı ne garip bişey nan.

o değil de papağanım, tırnaklarımda oje yokken ellerimi kafese yakınlaştırdığımda öteki uca doğru götüm götüm ilerlerdi tünekte, şimdi parliament mavisi oje var, bişey zannedip geliyo gagayı uzatıyo falan... ne sanıyosa artık. hayır lolipop gibilerdir biliyoruz ama (h).

bi de arakhnacım senin dinin iyi güzel, bence teolojik çatışmayı bırakın arkadaşlar, saygı gösterin. yani götünüze jop yemeden önce.
bi de bence poly-deizm en güzeli. yannız bunu bi bira masasında ciddi ciddi tartışmak isterim bilgin olsun bekir.
çok ciddiyim, yeni bi teolojik fikirler geliyo aklıma bu aralar.

Dalga geçilmeyecek bazı konular vardır

arkadaşlar dinim hakkında ileri geri konuşan haysiyetsiz insanlarla karşılaşıyorum.
misal, müjde insanı dün bana "o ne skim din lan öyle" dedi. o anda çok belli etmedim, ortam bozulmasın, kimsenin canı sıkılmasın dedim sesimi çıkarmadım ama bu hataya siz de düşmeyin diye burda açıklama gereği duyuyorum.
arkadaşım ben sizin dininize, inanışlarınıza falan bir şey diyo muyum?
neden benim inanışlarımla dalga geçiyosunuz ki...

gudiklerin de yerine getirmekle yükümlü olduğu çeşitli görevleri var.
hepinizin bildiği gibi gudizmde zorlama yoktur, rica vardır.
bu durum teyarre süresinin 17. ve 56. ayetlerinde şu şekilde izah edilmiştir:

"biz sizi tehdit edip, bir şeyler yapmaya zorlamadık sadece hayatınızı kolaylaştıracak tavsiyelerde bulunduk"

"de ki, her kim haz almayı iyi ve kötü kavramının önüne koyarsa o bizdendir ve lütfen siz de gudizmi yaymak için çaba gösterin ki bilgisizler aydınlansın"

herhangi bir şekilde sizi manipule (gudizm yabancı dillerden gelen kelimeleri sıcacık bir kucaklama ile karşılar fellas) etmek gibi bir niyetim yok sadece sizin de doğru yolu bulmanızı istiyorum..

umarım bu konuda biraz daha duyarlı davranırsınız

mesajlarımdan inciler

komiksin be adam, kimsin bilmiyorum ama öylesin.
bana gelen bu mesaja çok güldüm, siz de mahrum kalmayın istedim. aynen yayınlıyorum. umarım kendisiyle blogspot aleminde karşılaşmam. zira bu mesajdan sonra topuklarıma sıkılmasından korkarım.
PORNO VE MASTRBASYON BASKA BISI SIRDAŞ TADI VE ZEVKI AYRI :) YILAR ÖNCE BIR KIZ ARKADASIMLA OTEL ODASI KIRALADIK VE KARSILIKLI MASTRBASYON YAPDIK BIRBIRIMIZE DOKUNMADIK O HAZ BAMBASKAYDI :) SIMDI IS TOPLANTILARINDAN ONCE YAPIYORUM MANYAK DINLENDIRICI OLUYOR :) KIMSEYE SÖLEME :) USA DA OKURKEN ARSIVYAPDIM KENDIME KISA FILIM :) ISTERSEN PAYLASIRIZ BENDNE SIR CIKMAZ KURALLARINADA UYARIM:) ÖZLETME COK YENI BIR BMW X5 ALDIM HAYAT YASAMAYA DEGER :)

yılar-yapdık-yapdım-filim-kurallarınada-
ayrıca yeni bmw x5'ine hastayım.

Meriç olmak

Yıllardır izliyorum, çeşitli yazılı ve görsel yayın organlarında bazı arkadaşlarım meriç olduğuma dair asılsız ithamlarda bulunuyor. Blog olarak enerjimizi ekonomik sorunlarımızın çözümüne, bilimsel ve teknolojik çalışmalara harcamalıyız. ülkemizin bize ihtiyaç duyduğu bu günlerde yaptığınız vatan hainliğinden başka bir şey değildir.

3 Haziran 2009 Çarşamba

ons

gecenin bereketi üstünüze olsun

benim oldu

yaz ve kiraz dalları

o değil de, şimdi erkekler beyaz pantolon giyiyolar tamam ama hadi biz dişiler string giyiyoruz, onlar napıyo? mecbur muyum ben beyaz pamuklu külot izlerini ya da gri-lacivert baksırlarını görmeye?
erkekler de string giysin.
hayır bu bir gaysel hareket deil, sadece estetik kirliliğini önleme çabası.

ayrıca bütün kızlar neden uzun etek giyiyo? nereye kayboldu caaanım miniler?
bi de erkekler sandalet ve flip flop giymesin, giyceklerse de oje sürsün.

yaz mı geldi

eveeeet,
itinayla sabahlanılır, 9:30'taki sınava tam 9:30'da girilir, 14'te eve dönülüp 20:24'e kadar yarıçıplak uyunur.
şimdi de böyle napsam napsam diye bakınılır, yapılacak tek şey: athena dinleyerek parliament mavi oje sürmek, bloga girmek, sıcaklayıp eşofmanını çıkarmak, hafif bişeyler giymek, odayı loşlaştırıp... kitap okumak. aynen öyle.

tavsiye ederim: secretum by monaldi/sorti, tabii ikinci kitabı birinciden önce okursanız önce bunu söylerim. yoksa birincisi için bkz: imprimatur by monaldi/sorti.
tavsiye ederim: anja garbarek dinleyin. olmayanlara atabilirim. bulması zor oluyo bazen.

ya bi de,
tavsiye isterim: Angel-A filminde 08:04'te çalan şarkıyı bulamıyorum, google'da da araştırdım yok =( bulun çatlarım yoksa, 1,5 senedir arıyorum ya!

öptüm.

2 Haziran 2009 Salı

"ölürem" şu an ne yapıyor acaba?

düşünsene lan bekir? böyle olağanca sırt dekolteli halini düşün o kızın.

aga o kız bana bakıyordu. bunu tartışmayalım. ama yine klasik bakan ve kaybettiğim kızlardan biri oldu. neyse bi' dahakine :DDDD

asşudhasşıduhşasuı

daft PUNK!!!

harder better faster stronger ile around the world mixlenmesiyle susmam...

aşsudhaşsudh

arakhna kardeşimin bana verdiği söz #1

Geçen yine donnie darko'nun üzerinden filmin aslında ne kadar saçma olduğunu konuşuyorduk arakhna kardeşimle. sonra muhabbet nasıl oraya geldi anlamadım ama çıplak kızlar ve masa üstünde dans etme konusuna geldi. :) çok çılgın olabiliyoruz bazı konularda :) bazı konularda olamıyoruz ama :(

Dedim ki buna; "sen" dedim. "senin g.tüne akbil basarım" dedim. eyvallah çekti. eyvallah'ı kabul ettim. sonra şöyle devam ettim. " aga bana söz ver!! eğer evde bir durum olur da kızlar masa üzerinde dans ederse bana haber vereceksin. aklım hep evde kalıyor olum. masalar gözümden kayıyor =/ "

anlamsızca baktı. sonra bim'e gittik.

09'larda çocuk olmak


eski kaydıraklar iyiydi gerçekten. "valla eskiden kaydıraklar da daha bir yüksekti sanki. eskiden tepesine çıkınca üç buçuk attığım kaydıraklara bakıyorum, yok.. eski tadı yok valla.." diyen arkadaşlar sonuna kadar haklı.
yeni nesil eğlenmeyi bilmiyor biz sokakta çelik-çomak oynar, bilyalı arabalara binerdik. sabahtan akşama kadar alman kale oynayıp gol atanı kaleye koyardık. şimdiki çocuklar wow olsun warhammer olsun çeşitli bokluklarla hayatlarını bilgisayar karşısında çürütüyor.

son yıllardaysa ebebeynlerin pimpirikliği yüzünden çocuklar, çocukluğunu yaşayamıyor. hasta olacak diye sokağa çıkamayan çocuk sosyalleşme ihtiyaçlarını sanal alemde gidermeye çalışıyor tabi ortaya mal gibi bi nesil çıkıyor.

hayatını bilgisayar karşısında geçiren elemana "birader sen zaten 25 yaşına gelince masa başından kalkamıycaksın şimdi fırsatın varken gez dolaş saklambaç oyna falan" desen fuck you diycek.. biliyorum yapacak bunu

saklambaç falan dedim de akşam seksek e gitsek, 2 bira içip döneriz en geç 12 de evde oluruz????

uluslararası geçerliliğim var

kendime apostille yaptırdım

Lahey Lahey Lahey

Kamyonlar kavun taşır, ben hep seni düşünürdüm

dün gece bi arkadaşımla yaptığımız teolojik konuşmalar sonucunda, düne kadar inanmış olduğum bir güç var dinini bırakıp, gudizme inanmaya karar verdim.
amatör olarak dinle ilgilenen arkadaşlar bilgi almak için bana ulaşabilir

gelen mesajlar üzerine edit: peygamber kadromuz dolu, gudiklik yapmayın!

enflasyon

hacum elma şekerini gördüm de aklıma geldi
lan bizim zamanımızda şekerler çikolatalar plastik toplar ne kadar pahalıydı yaf

hah bunun neresi enfalsyon diyen şeker arkadas
bekrenin o zaman inşaat top elma şekeri üçgeninde oluşacak marjinal maliyetiyle şimdiki fiyatı ışığında bunları söylüyorum yada koca bi gençlik haybeye heder oldu üstadım noktalıünlem

1 Haziran 2009 Pazartesi

Nur ile Yeşil



Hayatımda Yeşil'in hep bir önemi olmuştur.
Yeşil'i büyük harfle yazıyorum diye özel isim sanmayın onu,
yahut Almancadan kalma bir alışkanlığım olduğunu...

Yeşil, özelin ta kendi,
hayatımın anlamlı bir virgülü,
bir üç noktası,
bütün bir günü...

Babamın gözleri yeşildir mesela,
tek aşkımın.
Geçen sene peşinden koştuğum çocuğunkiler de öyleydi,
sanki şimdi öyle değillermiş gibi.
Öyleler, hâlâ yeşiller,
ama bana değiller.

Hayatımda kullandığım tek saç tacımın,
bildiğimiz taç,
rengi de yeşildir misal,
evet genelde kızların aynı tokadan 1023219381923213 renkte versiyonuna sahip olma içgüdüsü,
ben de başarısız olmuş.

Tek bi tane var bende.
Tek bi Yeşil.

Sonra bi gün bi çocuk,
aylar sonraki buluşmamızda,
bir yeşil elma verdi bana,
sarılı gümüşi folyoya.
Sanki gümüşi olmayan folyo varmış gibi,
yok, hâlâ yeşildir folyolar, alüminyumdan kalma,
ama,
bu elma göremez gümüşi günü bir daha.

Ferhat gibi delerken bütün bir haftayı,
doldurdu 7 günümü Ramada Otel'in resepsiyonu.
Tam bir adım attım, gördüm o cam fanusu.
"Görgüsüzler!" dedim içimden,
"Zalimler!" diye kıvranırken,
koymuşlardı resepsiyon bankosunun üzerine o fanusu,
o ki,
içi kocaman kocaman yeşil elmalarla doluydu...

Sonra başka bi çocukla tanışıp bi gün,
takaslara girmişim boyumdan büyük.
Müzikten, sarı asitli bardaklardan sunmuşlar bana,
açmışım cebimi, sunmak üzere bir Yeşil Elma.

Şimdi gidenin arkasından ağlarım,
"hatırlamıyorum" diye - haklı olarak ya da değil,
inler, zırlarım.
tek dostum olacak gibi duruyor pişmanlığım.
sırıtıyorken Peyote'nin spotları.

O Yeşil Elma'nın anısı çok büyüktü bende ey ahali,
veda busesi gibi,
kondurduğum cebime,
anı defterime,
o değil de,
anı defteri de ne?
ne arar ki benim cebimde?!

Ve geçenlerde doldurdu miladını anı'm,
onu bana ilk veren çocuk,
bir sene olmuştu gideli, boştu satırlarım.
miladını başka bir yerde daha doldurdu Yeşil'im,
bir cumartesi sabahı, kim bilir neresinde hangi dişinin,
kaytan bıyıklarında Arakhna'nın...
Şimdi tek avuntum, yeşil yastığım,
rüyalarımdan korkarken sarılıp uyuduğum,
tütün kokulu, yeşil'in tazeliğini bastıran,
bak,
az önceki de yeşildi,
yediğim antepfıstıklı dondurmam.

Veda etmeden önce ahalim sana,
davet etmek istiyorum,
artık haber alamadığım o biricik Anı'mı satırlara.

Huzurlarınızda aziz ilan etmek isterim,
buyrun,
St. Yeşil Elma,
karşınızda...

Temel ile Fadime

adamın birı bi gun gidiyormuş, arkadaşlarıyla vedalaşıp evin yolunu tutmuşken birden dünyanın kenarından kayıp aşşağı düşmüş.
yumuşak bir zemine düştüğü için gömülmüş ve sıkışıp kalmış. kurtulmaya çalışırken günler, aylar geçmiş ve çıkmak için bütün çabaları sonuçsuz kalmış.
günlerce yağmur altında kalmış, aylar sonra sonra ellerinin ve ayaklarının uzadığını fark etmiş. kolları ve ayakları o kadar uzamıstı topraktan çıkmış ve
sürekli uzamaya devam etmiş.
aradan geçen yıllar sonunda kocaman bir elma ağacı oluvermiş.

temel her sabah işe gelirken giydiği tulumunu giyip, karısı fadimeyi her sabah olduğu gibi öperek evden ayrılmış.
diğer işçiler gibi bir bardak çayını içip işe koyulmuş.
her zaman yaptığı gibi birer birer toplamaya başlamış elmaları.

hafifçe esen rüzgarda sallanıyordu her bahar yaptığı gibi, ama içindeki huzursuzluk her geçen gün büyüyordu. çünkü biliyordu başına gelecekleri.
arkadaşlarının çocuklarını kaybedişini yaşlı gözlerle izlemişti. sıranın kendisine gelmesi an meselesiydi.

bakkala olan borcu yüzünden akşam eve hangi yoldan giderse bakkala karşılaşmayacağını düşünürken elmaları koparıp sepetine dolduruyordu.
mesai bitene kadar 3 dönümlük bahçedeki bütün elmaları toplayıp fabrikanın göderdiği kamyonlara yüklemeleri gerekiyordu.

işte gelmişlerdi, sıra artık ona gelmişti. çevresindeki arkadaşlarının çocuklarını acımasızca, tulumlu insanlar tarafından öldürülüyordu ve şimdi de bir tanesi merdivenle
ona doğru geliyordu

bu son ağaçtı... düşüncelere dalmış bir şekilde topluyordu elmları.
bunu da bitirdiğinde evine dönecek, fadimenin hazırladığı bir şeylerle karnını doyurup, her aksam yaptığı gibi tv karşısına kurulacaktı.

dayanılmaz bir acı...
tulumlu adam, haykırışlarına aldırmadan öldürüyordu yavrularını.
son çocuğunuda ondan koparmıştı işte...
artık daha fazla yaşamanın ne anlamı vardıki..

son ağaçta bitmişti. tek yapması gereken elmaları kamyonlara yüklemekti sonra da evinin yolunu tutacaktı.

yavruları bir kamyonun kasasında fabrikaya doğru götürülürken, içindeki boşluğu hiç bir şeyin dolduramayacağını biliyordu.


(elmaların başına neler geldiği farklı bir hikayenin konusu)


arakhna insanı bir cumartesi sabaha karşı tanıştı yeşil elmayla.


bırak yazarlar ne yaparsa yapsın
kalçanın sağ lobuna kelebekler tapsın
arakhna sana küserse sonsuza kadar yansın
kullanıp atmanın keyfi de ona kalsın

Arakhna'ya cevap

Hani olur ya gazetelerde,
birbirlerine laf atan köşe yazarları,
içim bu hisle kaplandı,
ondandır yazarım bu yazıyı.

Tweety'yi beğenmeyişime laf atmış,
kalçamın sağ lobunun arakhnası,
bilmez onun beyni ne sekiz ayaklı,
sanır tam tersini, oysa kısadır aklı.

gel gör ki bu yannızca bir yazı,
istemem deli etmek, küstürmek arakhnamı,
söyleyin o yare geri versin yeşil elmamı,
tabi kullanıp atmadıysa doğarken cumartesinin tanı.


not: seni seviyorum arakhna. küsme bana! küsersen düşsün başına yeşil elma, sıçsın kafana karga!

not 2: çok lafonten oldum, kusuruma bakmayın, dönemin ilk finalini bitirdik bugün.

tembellikte son nokta

one night stande "sabah erken kalkar sevişiriz" diyerek , dönüp kıçını yatan insanlar var lan

özlediklerim-1

arabasının arkasına perde takıp ön camına her park edişinde petrol ofisinden aldığı artık solma sınırını aşıp sararmaya doğru koşar adımlarla ilerleyen kartonu özenle yerleştiren güzel insan nerelerdesin klima teknolojisi karşısında yenik mi düştün özledik seni be...

pezvenk gömleği giyen bir diğer güzel insan seni de özledik biliyorum hala varsın sadece artık güney sahillerinde bir yerlerdesin dön gel artık ekmek attığım kuşlar bile alıştılar sana küresel ısınmaya karşı tek sevincim..

eriğe dalarken kafası yarılan çocuğa taş atıp kafasını yaran sümüklü çocuk sen ne pissin sen ne piçsin ama inan senide özledik hem sende haklısın sümük tatak nereye kadar o kütür kütür can eriklerden yemek seninde hakkın solo peçetenin filleri seni de mi hijyenik yaptı ibibik...

ve aidsliyim diyen arena muhabirine atın ölümü arpadan olsun diyen libido patlaması abi senide özledik zührevi hastalıkların yayılma hızını göz önüne aldığımızda uhrevi dünyaya geçmiş olsan da kalbimizdesin...

sizleride özledik rakı aslında susuz içilir adamı ,kravatı hırvatların bulduğunu kbm ister yarışmasından önce bilen yiğit, askerliğini komutan şoförü olarak geçiren mehmetçik,çorabının içine sigara sokan anaforcu,köpeğe kont tuu tuu tu diyen veled-i zina,sezercik tadında hıçkırarak ağlayan kız,kaç basıyo bu adamı,vermiyo ama yersindeki vermeyen ama yiyişen yavru toplumsal barış adına size ihtiyacımız var ne olur çıkın ortaya

tweety gerçeği


bazı arkadaşların; vay efendim o nasıl kanarya, öyle kanarya görmedim ben hayatımda gibi kafiyeli olsa da tweetyi derinden yaralayacak ithamlarda bulunması sonucu, tweetynin alkol problemi tekrar su yüzüne çıktı...
siz de çocukluğumuzun sevimli kahramanı, silvesterın korkulu rüyası, dostumuz tweetyi bize en çok ihtiyaç duyduğu bugünlerde yalnız bırakmamak için 3 haziran çarşamba kadıköy iskele meydanına gelin.
haydi tweetye yalnız olmadığını gösterelim!!!11bir

facebook istekleri

1- sevgili berke
dünya üzerinde geçirdiğim süreyi göz önüne aldığımda hayatıma bir berke sokmak için çook yaşlıyım bu saatten sonra yaşam süremde olabilecek tek bi berke olursa oda sırf benden nefret etsin diye oğlum olur
2-sevgili moriuho
gerçekten çook iyi bir insan olabilirsin ama gerek hollanda da yaşıyor olman gerek turuncu özgüven atleti giyen bir zenci olman ve hiç bir ortak arkadaşımızın olmaması vb nedenlerden dolayı arkadaşlık isteklerinizi kabul etmem imkansız

saygılar sevgiler